Büyükler için Masallar 2 - Ayşecik'lerin Su Sıkıntısı

Ayşecik küçük olduğu için hiç fabrikada çalışmamış, ama anlattıklarıyla son dönemde bana ilham kaynağı olmaya başladı.

Ayşecik’in yaşadığı şehirde sık sık sular kesiliyormuş ve bırakın duş almayı vs., annesinin akşam yemeğinin bulaşıklarını bile yıkayamadığı oluyormuş. Baba Mehmet Bey mühendis, hemen bir düzenek tasarlamış: Evin bodrum katına 200 litrelik bir bidon yerleştirmiş ve bir su pompası yardımıyla şebeke suyuna paralel bir boru sistemi ile sular kesildiğinde sistemi devreye alıyorlarmış.

Böylece sular kesildiğinde, sular akarken dolan bidonun suyunu kullanarak su gereksinimlerini karşılıyorlarmış. Mehmet Bey’in düzeneği komşuların altın günlerinin konusu haline gelmiş. Komşular:

- Eee.. Emine Hanım’ın eşi mühendis, diyorlarmış.

Gel zaman git zaman bidonda biriken suyla bir bulaşık bile yıkayamaz hale gelmişler. Emine hanım eşine:

- Mehmet,  şu işe bir çözüm bul, demeye başlamış.

Mehmet Bey işe koyulmuş, eşinin her bulaşık yıkamada 35 litre su sarf ettiğini hesaplamış, depo 200 litre su aldığına göre 5,71 kez bulaşık yıkayabileceğini, zar zor bir kez yıkama yapabildiğine göre sistemin yaklaşık %20 verimlilikle çalıştığını hesaplamış ve verimliliği nasıl artırabilirim diye düşünmeye başlamış. Aklına tek tabaktan yemek yemek gibi fikirler de gelmiyor değilmiş, adam yılların mühendisi!

Sabah işe giderken kapıcı Ahmet Efendi’ye rastlamış. Havadan sudan konuşurken konudan Ahmet Efendi’ye bahsetmiş, kapıcı verimlilik hesaplarından ne anlayacaksa…

Akşam eve dönüşünde Ahmet Efendi’nin sanki onun gelişini bekler gibi bir hali olduğunu gözlemlemiş. Ahmet Efendi:

- Beyim sizin su sorununu çözdüm, bodruma temizlik için inmiştim, sizin bidon pastan 3 yerinden delinmiş, yerler göl gibi olmuş. En büyük deliği ağaç bir tıpa ile kapattım, çevresine yapıştırıcı sürdüm. Diğerlerini de onaracaktım ama yapıştırıcım bitti, demiş.

Mehmet Bey teşekkür ederek oturdukları kata yönelmiş. Kapıyı açan eşi:

- Aşkım sen ne yaptın da bugün bidondaki su ile tüm bulaşıkları yıkadım, Ayşecik duş aldı. Sen de duş almak istersen yeterince su var, demiş.

Mehmet Bey çözümü kapıcı Ahmet Efendi bulmuş demeye utanmış.

- Eee.. olacak o kadar senin kocan mühendis, demekle yetinmiş.

Ayşecik’in anlattıklarından öğrendiklerim :

  • Boş verin teorik verimlilik hesaplarını, kayıplara odaklanın. Zaten kayıpları ortadan kaldırdıkça  verimliliğiniz artacaktır.
  • Çalışanlarınızın (özellikle mavi yakalı) akıllarındaki iyileştirmeleri gerçekleştirebilmeleri için sistemler kurun, nihayetinde bodrum katında çalışırken kaçakları görenler onlar.
  • Verimliliğiniz düşüp, karlılığınız azalınca Mehmet Bey’in tek tabaktan yemek yeme düşüncesi gibi çalışanlarınızın ücretinden, sosyal olanaklarından kısmayı düşünmeyin, verimliliğiniz daha da düşer.
  • Çalışanlarınıza çözüm önerilerini sorun, küçülmezsiniz, hatta saygınlığınız artar. Saygınlık demişken, otorite ile karıştırmayın. “Otorite” bir makama atanarak birileri tarafından size bahşedilen, “saygınlık” ise bilgi birikiminiz ve astlarınıza karşı davranışlarınızla sizin kazandığınız bir güçtür.

Taner Belir 

Paylaş
 

E-Bülten

Adisa ile ilgili haber, duyuru ve yeniliklerden haberdar olmak için lütfen e-bültenimize kayıt olun.